3. Uluslararası Biyosidal Kongresi Sonuç Bildirgesi

3. Uluslararası Biyosidal Kongresi Sonuç Bildirgesi

Türkiye Halk Sağlığı Kurumu ve Biyosidal İş ve Çevre Sağlığı Derneği işbirliği, Çukurova Üniversitesi ve Ege Üniversitesi’nin desteği ile 22 – 25 Kasım 2016 tarihleri arasında düzenlenen 3.Uluslararası Biyosidal Kongresi başarı ile tamamlanmış olup, kongrenin organizasyonunda emeği geçen herkese teşekkür ederiz.

Kongre süresince biyosidal ürünlere ilişkin ulusal ve uluslararası mevzuat, üretici sorunları, bitki koruma ürün uygulamaları, entegre vektör mücadelesi, ruhsatlandırma, laboratuvar uygulamaları, iş ve çevre sağlığı ve güvenliği hususları, dezenfektanlar, işlenmiş eşya, hastanelerde biyosidal ürün kullanımı gibi çok sayıda konu başlığı tartışıldı.

Kongremize değişik branşlardan (başta halk sağlığı, çevre mühendisliği, gıda mühendisliği, biyoloji, kimya, ziraat mühendisliği vb) akademisyenler; pek çok Bakanlık, kamu kurum/kuruluşu, belediye çalışanı, Sağlık Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatı personeli, sivil toplum kuruluşları ve ilgili sektör temsilcileri katılım sağlamıştır.

Ülkemizden Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Türkiye Belediyeler Birliği, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü, İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü, İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamülleri İhracatçıları Birliği, Marmara Belediyeler Birliği, Doğu Karadeniz Belediyeler Birliği, İç Anadolu Belediyeler Birliği, Avrupa Haşere İdaresi Dernekleri Konfederasyonu, Chemical Watch, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim ve Araştırma Merkezi, Boya Sanayicileri Derneği, Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği, İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği, Kozmetik ve Temizlik Ürünleri Sanayicileri Derneği, Halk Sağlığı ve Haşere Kontrolü Derneği, Türk Mikrobiyoloji Cemiyeti, Kimyagerler Derneği, Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği ve İş Güvenliği Uzmanları Derneği gibi çok sayıda kamu kurum ve kuruluşu ile sivil toplum kuruluşu kurumsal olarak kongremizi desteklemiş, ayrıca birçok özel sektör kuruluşu kongremizin organizasyonuna katkıda bulunmuştur.

Avrupa Kimyasallar Ajansı, Avrupa Haşere Zararlılar Yönetim Dernekleri Federasyonu, Milano Üniversitesi, Kosin Üniversitesi, Arche Danışmanlık, Hockley International, Makedonya İş Sağlığı Enstitüsü, Dünya Sağlık Örgütü, İtalya Yüksek Sağlık Enstitüsü ve uluslararası firmalardan yabancı konuşmacılar organizasyonda yer aldı.

Kongremize yurtiçinden 114 ve yurtdışından 11 olmak üzere toplam 125 konuşmacı, 28 akademisyen, 30 öğrenci, 146 belediye çalışanı, 299 sağlık çalışanı, 182 özel sektör temsilcisi, 249 kurs katılımcısı ile toplam 1059 kişi katılım sağlamıştır. Kongre boyunca 21 oturum, 3 konferans, 2 uydu sempozyum, 2 panel düzenlenmiştir. Kongre süresince 249 kişiye “Mesul Müdürlük Eğitimi” verildi.

Bu kapsamda, biyosidal ürünlere ilişkin çalışmalar, ulusal ve uluslararası katılımcıların desteği ile kongremizde geniş kitlelerle paylaşılmıştır.

Kongre süresince biyosidal ürünler konusunda ülkemizde uygulanan mevzuatı, bu mevzuatın nasıl ileriye götürülebileceğini, geleceğe yönelik atılması gereken adımlar ile çevre ve halk sağlığının korunması adına ne gibi tedbirlerin alınması gerektiği tartışılmıştır.

Bu tartışmalar neticesinde ana hatları ile aşağıdaki hususlar kararlaştırılmıştır:

1- Sürdürülebilir kalkınma hedefleri 2030 ajandasında “sağlık” önemli hedeflerden birisidir. Biyosidal ürünler halk sağlığı açısından oldukça önem kazanan bir konu olduğundan Dünya Sağlık Örgütü de çevre sağlığı ve biyosidal ürünler konusunda çalışmalarını yoğunlaştıracağını belirtmiştir. Biyosidal ürünlerin sürdürülebilir kullanımı sağlanmalıdır ve olası yan etkilerden korumak için özellikle gebe, çocuk ve yaşlılar korunmalıdır.

2- Biyosidal ürünler halk sağlığı açısından doza bağlı olarak, yüksek toksisiteye sahip ürünler olarak değerlendirilmelidir. Bunun için uygun pestisit, uygun dezenfektan seçimi ve doz kullanımı önemlidir. Ürünlerin insan hayvan ve çevre sağlığına zarar vermeyecek şekilde kullanılmasına dikkat edilmelidir.

3- İşlenmiş eşyalar, yerinde üretilen aktif maddeler, aktif madde içermeyen ancak biyosidal amaçlı kullanılan ürünler gibi yeni ve henüz mevzuat oluşturulmamış alanlarda en kısa zamanda mevzuat oluşturulmalı, sektörün önündeki belirsizlik giderilmelidir. İşlenmiş eşyalarda biyosidal ürün aktif madde ve miktarları ve kullanım şekilleri etikette açıkça belirtilmelidir. Var olan mevzuatın 6331 sayılı iş sağlığı ve güvenliği kanunu ile uyumlu hale getirilmelidir.

4- Sürdürülebilir gıda üretimi için sürdürülebilir pestisit yönetimi gereklidir. Gıda güvenliğinin sağlanmasında kalıntı limitlerinin belirlenmesi için ortak çalışmaların yapılması gerekmektedir. Veterinerlik alanındaki uygulamalarda Türkiye ve Avrupa Birliği antibiyotik kullanım oranları yaklaşık olarak aynıdır. Bilinçli antibiyotik kullanımı ve antimikrobiyal direnç üzerine farkındalık oluşturulması gerekmektedir. Veteriner alanında tıbbi ürünlerin takip ve denetimi ile reçete belgesi düzenleme zorunluluğu ve yönetmelik talimatlarına uyum zorunluluğu, gereksiz antibiyotik kullanımının önüne geçecektir.

5- Birleşmiş Milletler gündeminde 4.konu olarak yer alan Direnç Gelişimi konusunun önemi dünya tarafından da önemli bir konu olarak kabul edilmiştir. Bölgesel olarak Pestisit dirençlerinin tespit edilmesi ile direnç oluşturulan pestisitlerin kullanımının engellenmesinin etkin bir şekilde izleme ile mümkün olacağı tespit edilmiştir. Gelişmiş pestisit yönetiminin ekosistemle entegrasyonu sağlanarak direnç haritalarının oluşturulması ve pestisit risk değerlendirilmesi önemli bir husustur.

6- Yerel yönetimlerin, uzman personel, kaliteli biyosidal ürün kullanımı, uygun ekipman ve uygun zamanlama ile vektör mücadelesinin tek merkezden ve yerinde uygulanmasını sağlayarak mücadele etmesi mümkündür. Vektör mücadelesinde, okul çağındaki çocukların ve halkın bilinçlendirilmesi için multidisipliner çalışmaların yapılması gerekmektedir.

Vektörel mücadelede öncelikle kültürel ve fiziksel uygulama, sonra biyolojik ve son olarak da kimyasal uygulama yapılması gerekmektedir. Ayrıca larva mücadelesinin kimyasal mücadelenin en önemli adımı olduğu, çevre ve insan sağlığını yakından ilgilendirdiği unutulmamalıdır. WHO ve Sağlık Bakanlığı’nın belirlediği kriterlere ve etik değerlere uyulması gerekmektedir. Konu ile ilgili diğer yönetim birimleriyle de entegrasyon sağlanmalıdır. Hedef canlı dışındaki canlı türlerinin korunması gerekmektedir. Kullanılan biyosidal ürün sadece hedef canlıya etki etmelidir. Biyosidal ürünlerde iyi uygulama örnekleriyle vektörlere karşı mücadele edilerek etkin sonuçlar almak mümkündür.

Yerel yönetimlerin ortak bilgi ve tecrübe havuzu oluşturarak, eğitim materyallerini paylaşarak bilgi alışverişinde bulunmaları önemli bir husustur.

7- İklim değişikliğinin, biyosidal kullanımına etkileri üzerine bilimsel çalışmaların arttırılması gerekmektedir. İklim değişikliği vektör kaynaklı hastalıkların seyrini etkilemekte olup, biyosidal ürün uygulanmasında da oldukça önem kazanmaktadır. Ülkemizde henüz rastlanmayan ancak uluslararası seyahatler aracılığı ile yayılabilen olası virüslerin ülkemize taşınması da mümkündür. Bununla ilgili önlemlerin alınması gerekmektedir. Türkiye Hudut ve Sahiller Genel Müdürlüğü tarafından seyahat sağlığı merkezindeki hekimler seyahat edilecek ülkeler hakkında yeterli bilgiye sahip olmalı ve gerekli denetimler yapılmalıdır.

8- Biyosidal ürün üreticilerin ve ithalatçıların ürünleri ile ilgili tüm bilgileri basın yayın organlarının tümünü kullanarak tüketiciyi etkin ve doğru şekilde tüketicileri bilgilendirmesi gerekmektedir.

9- Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Biyosidal Ürünle İşlenmiş Eşyalara ilişkin taslak mevzuatı oluşturmuş ve aldığı görüşler doğrultusunda taslağa son halini vermiştir. Yakın zamanda yayımlanması düşünülen Biyosidal Ürünle İşlenmiş Eşyalar Tebliği AB mevzuatı ve rehberi ile uyumlu şekilde hazırlanmıştır.

10- Biyosidal ürünler içerisinde endokrin bozucu kimyasallar da bulunmaktadır. Bu konuda asıl hedef, endokrin bozucu kimyasallar ile metabolitlerinin belirlenerek ortamda denetim ve izleme çalışmaları yapmaktır. Su ve atık sular için arıtma önerilerinin sunulması ve gerekli standartların belirlenmesi gerekmektedir.

11- Nanoteknolojinin faydaları ortada olmasına rağmen insan sağlığı üzerine olumsuz etkileri olduğu da bir gerçektir. Otomotiv, tarım, tekstil gibi birçok alanda tüketicilerin kullanımına sunulmaktadır. Dünyada bununla ilgili yeterli çalışma bulunmamaktadır ve gerekli çalışmalar yapılmalıdır.

12- Biyosidal ürünlerin; ekosisteme salınım kaynakları, üretim, endüstriyel kullanımı ve şahsi kullanım aşamasında, ayrıca atık depolanması ve bertarafı aşamasında ekosisteme salınım olabilmektedir. Denetimler ilgili birimler tarafından yapılarak çevre halk sağlığı üzerinde oluşması muhtemel zararlar enaza indirgenmelidir.

13- Hastane ortamlarında kullanılmak üzere uygun biyosidal ürün seçimi, dozu, uygulama şekli ve süresi hastane enfeksiyonlarını en aza indirgemede önemli parametrelerdir. Ürün seçiminde, ürünün hızlı etki göstermesi, kolay hazırlanabilir olması, ihtiyaca hitap etmesi satın alma sürecinde aranan kriterler arasındadır.

14- Biyosidal ürünlerin uzun dönem etkilerinin izlemi amacıyla epidemiyolojik çalışmalar başta olmak üzere bilimsel çalışmalar hayata geçirilmeli ve dünyada bu konuda yapılan çalışmalar ve uluslararası kuruluşların öneri ve raporlarını sürekli izleyecek ve değerlendirilecek şekilde Sağlık Bakanlığı’nın önderliğinde ve ilgili kurum ve kuruluşların katılımıyla bir Bilimsel Danışma Kurulu oluşturulmalıdır.

3. ULUSLARARASI BİYOSİDAL KONGRESİ
DÜZENLEME KURULU

Copyright © Biyosidal İş ve Çevre Sağlığı Derneği. Tüm Hakları Saklıdır.